H. Ziya Uşaklıgil
Servetifünun edebiyatçıları arasında bulunan Halit Ziya Uşaklıgil, bir halı tüccarının oğlu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Altı yaşında Mercan Mahalle Mektebi'nde başladığı öğrenimine Fatih Askeri Rüştiyesi'nde devam etti. Ancak babasının işi nedeniyle onunla birlikte İzmir'e gitti. Fransızca'yı orada öğrendi. 1884'de Nevruz, 1886'da ise Hizmet gazetelerinin çıkarılma sürecine katıldı. İzmir Rüştiyesi'nde bir süre Fransızca dersleri verdi. Daha sonra da Osmanlı Bankası'nda çalıştı. 1893 yılında Reji İdaresi'nin başkatibi olarak İstanbul'a atandı.

İstanbul'a geldikten sonra, Batı anlayışıyla hareket eden, yenilikçi Servet-i Fünun'da katılması uzun sürmedi. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra da Darülfünun'da Batı edebiyatı dersleri vermeye başladı. 1909'da V. Mehmet döneminde mabeyn başkatibi oldu. Hükümet tarafından görevlendirilerek önce Fransa'ya sonra da Almanya'ya gönderildi. Cumhuriyet ilan edelince Yeşilköy'deki köşküne çekilerek bir yandan gazete yazarlığı yaptı bir yandan da anılarını kaleme aldı. Halit Ziya Uşaklıgil 27 Mart 1945'de yaşamını yitirdi.

Romanlarında ve hikayelerinde kullandığı teknik özellikler, ele aldığı konular ve işlediği temalarla Türk anlatı sanatının oluşmasında önemli bir rol oynayan Halit Ziya Uşaklıgil, eserlerinde genellikle Osmanlıca sözcükler kullanarak şiirsel bir dil yarattı. Natüralist-gerçekçi ve genellikle psikolojik yapıtlar veren yazar, romanlarında burjuva aydın kesimi ve varlıklıları anlattı. Kısa hikayelerinde ise daha yalın bir anlatımı tercih ederek halkın günlük yaşamından kesitler sundu.

Fransa'da doğan ve kısa sürede dünya edebiyatının çizgisini değiştiren naturalizm akımından etkilenerek yazdığı ilk romanlarında duygusal bir çizgiye yer verdi. Daha sonraki romanlarında insanların davranış tarzlarında biyolojik ve psikolojik olanın oynadığı rolü, açıklayıcı bir yaklaşım ve gerçekçi bir anlatımla ortaya koydu.

'Mai ve Siyah'ta basın dünyasının özelliklerini ve ilişkilerini, monolog biçimindeki psikolojik çözümlemelerle kişilerin iç dünyalarını, bir küçükburjuva aydın çevresini yansıtmaya çalışır. 19. Yüzyıl Osmanlı zenginlerinin yaşamını anlatan ve Uşaklıgil'in en önemli eserlerinden sayılan Aşk-ı Memnu'da ise varlıklı bir ailenin Batılı yaşam tarzından etkilenerek hayatının altüst oluşunu; yeni yeni oluşmaya başlayan burjuva ahlak anlayışını; bu kesimdeki insanların abartılı yaşam tarzını ve kendi aralarındaki ilişkinin yapaylığını anlatır. Bu eserin en önemli yanı ise para evliliğinden dolayı meydana gelen tregedyanın ulaştığı boyutları sergilemesidir. Hikayelerinde yoksul insanların yaşam tarzlarını yansıtarak onların içinde bulunduğu çaresizliği ele alan yazar, bu nedenle hikayelerinde aşk temasını ikinci planda bırakmıştır.

Hikaye ve romanlarının yanı sıra şiir ve tiyatro oyunu da yazan Uşaklıgil, Darülfünun'da verdiği dersleri 1913 yılında yayınladığı Tarih-i Edebiyat-ı Garbiyeden adlı kitabında toplamıştır.

Eserleri:
Romanları: Nemide (1892), Bir Ölünün Defteri (1892), Ferdi ve Şürekası (Ferdi ve Ortakları / 1896), Mai ve Siyah (1897), Aşk-ı Memnu (Yasak Aşk / 1900), Kırık Hayatlar (1924)

Hikayeleri: Bir Yazın Tarihi (1900), Solgun Demet (1901), Bir Şir'i Hayal (Bir Hayalin Şairi/ 1914), Sepette Bulunmuş (1920), Bir Hikaye-i Sevda (1922), Hepsinden Acı (1934), Onu Beklerken (1935), Aşka Dair (1936), İhtiyar Dost (1937), Kadın Pençesi (1939), İzmir Hikayeleri (1950) Oyunlar: Kabus (1918), Füruzan (1918), Fare (1919) Anı: Kırk Yıl (beş cilt 1936-altıncı cilt 1969), Saray ve Ötesi (1940), Bir Acı Hikaye (1942)